
Kapsam ve Amaç:
İstanbul gibi artık inşaat sektörünün ve bileşenlerinin bir araya gelerek total bir metropol yapısı oluşturduğu , bu yapının özellikle toplu yaşam alanlarında ve endüstriyel alanlarında insana, çevresel şartlara ve ekonomiye tümevarımsal olarak yaşam kalitesine olabilecek kötü etkilerini ancak çok doğru bir iş planı ve uygulamaları ile Şehir Şantiyeciliği kavramının çözebileceğine inanmaktayız. Şehir Şantiyeciliği kavramını ve uygulamasını sadece belli bir süre dahilinde şehir içinde oluşan şantiyelerin çalışanlarına ve şehirliye olan günlük etkisinden daha önemli olan bu olumsuz durumun sürekliliğinin bertaraf edilebilmesidir.
Ancak sorunların sadece şantiye işleri ve kararlarından kaynaklanmadığını , inşaat sektörünün dolayısıyla sektörün faaliyetlerini gerçekleştirdikleri şantiyelerin çalışma ortamını şekillendiren ekonomik ve toplumsal nedenler de mevcuttur. Bu durum yaygın algılamanın aksine şantiye çalışanlarını sorunların tek sorumlusu olmaktan kurtarmaktadır. Ancak hedef tahtasında yine de şantiyeci vardır ve sorumlulukları bir ölçüde azalsa da büyük ölçüde devam etmektedir. Çünkü şantiyelerden kaynaklanan sorunları yaratan eylemleri gerçekleştiren şantiye çalışanları, aynı zamanda sorunları önemli ölçüde hafifletebilecek çözümleri hayata geçirecek imkânların da sahibidir ve kendilerinden mesleklerinin çağdaş uygulamalarına paralel yaklaşımla mevcut sorunları azaltacak günlük uygulamaları hayata geçirmeleri beklenmektedir.
Kabullenmemiz gerekir ki, tasarlama eyleminin inşaat sektörü için “üretim” yani şantiye çalışmalarının önüne geçen bir öneme haiz olduğunu, bu anlamda sektörün “anahtar fonksiyonu” olduğu bir gerçektirBir tasarım çalışması ciddiyeti ile ele alınması gereken ve yapım çalışmaları öncesinde şantiye yönetimi tarafından yapılması gereken “yapım senaryosu” olarak adlandıracağımız eylem planı da en az mühendislik disiplinlerindeki tasarım çalışmaları kadar öneme sahiptir.
Yapım senaryoları:
gibi konuların ele alınarak dikkatle ve bir mühendislik tasarımı ciddiyeti ile tasarlanması gereken bir çalışmadır. Yapım faaliyetlerinin öncesinde tamamlanması gereken bu çalışmayı her önemli imalat kaleminin başlamasının öncesinde yapılması gereken ve imalatın yapım aşamalarını ve metotlarını tüm detayları ile açıklayan “Yapım Yöntemi” çalışmaları takip etmelidir.
İŞİN EN BAŞINDA YAPIM YÖNTEMİNİN DOĞRU YAPILMASI VE DETAYLANDIRILMASI ŞEHİR ŞANTİYECİLİGİNİN TEMELİDİR
Şantiyeci, bu çalışmaları gerekli önemi vererek yapması halinde, öncelikle kendi riskleri sonra da başkaları için oluşturabileceği riskleri tüm boyutları ile kavrayabilecek, projesine özgü koşullar altında olabilecek en az maliyetle, gürültü, toz, trafik, güvenlik, atık gibi konularda oluşan şikâyetleri önleyecek veya azaltacak tedbirleri belirleyebilecek, bunun da ötesinde bu tedbirleri hayata geçirecek şantiye altyapısını işin başında oluşturabilecektir. Eğer bu başarılırsa, ortaya çıkacak olan şantiye artık, önceden tasarlanmış, sadece işin gerektirdiği “fonksiyonel” dolayısı ile “yalın” unsurlardan oluşan, şehrin estetiğine, altyapısına ve insanına saygılı bir çalışma ortamı olacaktır.
Meslektaşlarımız, şantiye çalışmalarının sokaktaki insan için riskler oluşturduğu noktalarda sokaktaki insanı risklerden haberdar edecek iletişimi en üst seviyede sağlamak için, iyi planlanmış ve ileri teknoloji içeren tedbirleri almak durumundadırlar.
Bilinen ve gerek Türkiye’de gerekse yurtdışında üzerinde sıkça tartışılan bu sorunların İstanbul başta olmak üzere büyük nüfuslu şehirlerimizde yol açtığı olumsuz neticelerin giderek ağırlaştığını ve günlük yaşamı etkilediğine değinmiştik.
Şehir içi şantiyelerinin yarattığı ağır trafik sorunları, bunların en önemlilerinden biridir. Bu sorunun ana kaynağını ise:
aramak durumundayız. Üzerinde çok konuşmadığımız bir konu olarak şantiyelerden kaynaklanan bu ilave trafik sorunu ve bu soruna neden olan ağır iş gereçlerinin (büyük ölçüde yüksek kapasiteli hafriyat kamyonlarının) normal şehir trafiğinde seyrederken mevcut şehir altyapısına verdikleri zararlar ve vergilerden sağlanan kısıtlı kaynaklarla oluşturulmuş şehir altyapısının ekonomik ömrünü ne ölçüde kısalttıkları hususu da, ciddi olarak değerlendirilmesi ve üzerinde çalışılması gereken bir başlık olarak önümüzde durmaktadır.